Koltuğu doldurmak kelimesi kimine göre fiziki ağırlığa kimine göre cebinin ağırlığına kimine göre de insanın kişiliğinin ve/veya vizyonunun ağırlığına bağlıdır.

Lakin en önemli olan koltuğun mertebesi değil mi?

Yani önemsediğiniz atanmış koltuğumu yoksa seçilmiş koltuğumu?

Atanmış koltuğuyla hayatım boyunca hiç ilgilenmedim çünkü bal tutan parmağını yalamış deyip geçtim!

Ama seçilmiş koltuğunu her zaman önemsemişimdir çünkü içinde her zaman vaat, hizmet aşkı, aidiyet duygusu vs. değerlerin olması gerektiğine inanırım.

Ne yalan söyleyeyim bu yaşıma kadar bu değerlere sahip çıkan seçilmiş başkan sayısını görmek yok denecek kadar az hayatımda!

Seçilmiş insanlardan tek beklentim sadece oturdukları koltuğa kendinden (asla sadece maddi değil!) bir şeyler vermesi gerektiğine inanırım!

Bunun adına saygınlık ve itibar ile birlikte sokaktan geçen bir insan tiplemesinden uzak olması olarak ifade edebiliriz.

Madalyonun öbür yüzünü çevirdiğinizde seçildiği koltuktan sürekli bir şeyler (itibar, saygınlık, maddi imkanlar, tapu, araziler vs.) tırtıklayan insanları görünce bende nedense hatlar bir anda kesiliveriyor!

Aslında en önemlisi geldiğimiz noktanın koltuğa bir şey veren mi? Yoksa koltuktan bir şeyler tırtıklayan mı? Tartışmasının camianın hayatından hiçbir zaman çıkmadığı bir zamanı yakaladığımızda başaracağız.

Elbette konuyu Bursaspor özelinde yazıyoruz, biliyorum bu okuduklarınızdan sonra hepinizin aklından kısa sürede koltuğa daha önce seçilenler ve tayfası geçti değil mi?

Kısa süre değil isterseniz size istediğiniz kadar süre vereyim ama yukarıda yazılanların ışığında bana kaç tane ideal seçilmiş isim söyleyebilirsiniz?

Bu konuda Bursaspor camiasından hiç kimse hiçbir zaman tarafsız olamaz, geçmişteki seçilmişleri ya severler ya da sevmezler bunun ortası yoktur.

Sevenler özel ilişkilerinden sevmeyenler ise şahsi ilişkilerinden dolayı düşünceleri sabitlenmiştir (istisnalar kaideyi bozmasın!)

Gelelim asıl konuya hatırlarsanız Mesut başkanı ilk seçildiği gün 23 Nisan bayramlarında koltuğa oturtulan miniklere benzetmiştim.

Hatta verdiği sembolik olarak ilk talimatının UEFA’da ki Frey davasının çözümlenmesi olarak görmüştüm!

İşte ne olduysa o gün oldu o temsili resimler çekilirken sanki o anda kendisini oraya oturtanların bir anda görüntüden çıktılarını gördük sanki!

Bir anda ortada kaldı Mesut Mestan ama şu geçek var ne güzel Bodrum’da güneşlenirken kalkıp resim çektirmeye gelmenin de bir bedeliydi sanki!

Bizim camiada hedef ve son gün aldatması hiçbir zaman bitmez, aslında bunun adı deyim yerindeyse “maymuna muz gösterme” denilebilir.

Bir maymunun sırtına bir sopa bağlayın ve onun ucuna da bir muz bağlayın, maymun sürekli gördüğü kuza gidecek ama muzda sürekli ondan uzaklaştığı için bir türlü ulaşamayacak!

Son muz hedef şimdide 9 Ağustos Cuma, transfer tahtası o gün açılacakmış!

Kimse şunu sormaz oldu, tahtanın açılması Bursaspor’un kurtuluşumu? Açılsa ne olacak, sonrasında değişen ne olacak?

Arapların yalellisi gibi bitmeyen senfoni!

Son olarak Cumhurbaşkanının masasının başında başkan Mesut Mestan’ın fotoğrafı konusu hakkında binlerce yorum yapıldı!

Öyle veya böyle Bursaspor için bir şeyler isterken böyle garsonlara benzetilen pozlar vermen kaçınılmaz! Ama mücadele etmeden bir şey olmuyor buda hayatın bir gerçeği!

İşte bu kadar yazıyı neden yazdığımı şimdi anlamış olmanız lazım!

Koltuğu dolduramazsanız ayakta kalırsınız!

Ama burada sorun fiziğinizin yetersiz olması değil, o koltuğun size çok büyük gelmesinden kaynaklanıyor!

Yani sorun tam olarak sizde de değil!

Adnan ALP / Gazete BURSA

 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.